Kabak Çiçeği
Bir arkadaş bu yorumu göndermiş:
“allah’ın nasıl bir misal getirdiğini görmedin mi? güzel sözü, kökü sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzetti. o ağaç, rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. öğüt alsınlar diye allah insanlara böyle misaller getirmektedir.” (ibrahim suresi 24-25)
kabak çiçeği sarı, meyvesi yeşil; levvame şuurun mutmainne mertebesini çağrıştırıyor. yeşil hakk nuruyla bakmak, ihlas… zikir keskinliğine ulaşmış tefekkür diyorsunuz, zikir ruhu ve kalbi besleyip uyandırıyor. kabağın yaprağının, altında gölgelenecek kadar büyük olması da dikkate değer. yapraklar nefs boyutunu temsil ettiğinden, nefs dahi yeşermiş… artık nefsin altında gölgeleniyor. marifet meyvesi de yerde, hem insanlar hem hayvanlar kolayca ulaşıp faydalanabiliyor.
kabağın yüzde 90’ı su imiş, lifli ve hazmı çok kolay. vücudu yormuyor, ağırlık vermiyor. kabaktan her çeşit yemek yapılıyor; yumuşak, çabucak pişen, keskin bir tadı olmayan uyumlu bir meyve. sapı dışında atılan kısmı yok, çiçeğinden çekirdeğine her şeyinden faydalanılıyor. özellikle perhiz yemeklerinde çokça tercih ediliyor.
kabak, kabuğuyla birlikte yenir. kabuk kısmı ayrılamayacak kadar ince. salatalık da aynı şekilde. hz musa’nın levvame mertebesinde katı kurallar varken, hz. yunus levvamenin safiyesine ulaşıp cennet meyvesi altında gölgelenmiş gibi. hz peygamberin (sav.)’in hurma yerken bir elinde salatalık olduğu ve bir hurmadan bir salatalıktan yediğini okumuştum. hurma; marifet, kabak, salatalık; ilim. hem de kabuk kısmı incecik kalmış, neredeyse su saflığında bir ilim. marifet, sıcak tabiatlı bir meyve gibi vücuda hararet veriyor. salatalık, kabak, karpuz gibi kabakgiller ise bünyesindeki soğuklukla ferahlatıp, dengeye getiriyor, zararını önlüyor.
yunus peygamberin zikri, levvame şuurun hemen her boyutunu dönüştüren bir şifaya, iksire neden oluyor. “la ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin.”
levvame nefs, kendisine zulmedenin hakk değil de kendisi olduğunu kabul edince, mutmain olup hakkın arşı altında gölgeleniyor, nefes alıyor. allahû âlem”



