
Cahil= bilmeyen kimsedir. hepimiz bu kısma gireriz; çünkü kimse her şeyi bilemez; bilmek zorunda da değildir. bildiklerimiz, bilmediklerimize nispetle devede kulaktır. hatta o bile değildir.
irfan, bir kimsenin bilmediğini bilmesidir. bilmediğini bilmek ilimdir. böylece işi ehline vermek, bilenine havale etmek şuuru doğar. bu sebeple irfan sahipleri bir nevi bilmediklerinin de bilgisine sahip olmuş olurlar; çünkü bilene danışırlar.
zırcahil= hem bilmeyen, hem de bilmediğini bilmeyendir. bu tayfa ahmaktır. ahmaklar hakkında vârid olan ise “ahmaktan kaçınız” ölçüsüdür. hz. isa gibi büyük bir peygamber kendisi ahmaktan kaçtığı gibi, bize de kaçmayı tavsiye etmişti; çünkü ahmağın iflah olması olası değildir.
ben gördüğümü söyleyeyim, siz ister kabul edin ister etmeyin: kanaatimce, her 10 kimseden 8’i zırcahil sınıfındandır ve ahmaklar gürühuna dahildir. bakıyorsun adam ahkam kesiyor ama yazdığı konuda gerçekte hiçbir bilgisi yok. o zırvaları yazarken insanın yüzü kızarır. bilmiyor, bilmediğini dahi bilmiyor…
kıssadan hisse= hz. isa’ya sormuşlar, “bu güzel ahlakı nasıl elde ettin?”… “ahlaksızdan öğrendim” diye cevap vermiş o büyük zat.



