
Kuran’ın İnsan Yapısı Olduğunun Delilleri 5
Bilim felsefecisi thomas kuhn şöyle der:
“paradigmalar, tabiat kanunlarına benziyor. bilim adamlarınca hep tanımlar, genel önermeler olarak ileri sürülüyor. bunlar sınanamaz, yanlışlanamaz. işte yanlışlanamadığı için ‘bilimin temelinde akıl dışı bir şey vardır”
kuhn’un en önemli tezi; bilimin olması için önyargı, dünya görüşü olmalıdır.
bilimi ikiye ayırıp, normal bilim dediği olguyu ve paradigma ilişkisini de şöyle açıklıyor.
“normal bilimin görevi, yeni bir olgu ortaya koymak değil, bilinen sonuca yeni yollar bulmaktır. normal bilimin kuralları, sonucu önceden belirlenmiştir. normal bilimde kuralları belirleyen paradigmanın kendisi.
normal bilimde, bilim adamı doğayı teorisine uydurmaya çalışır. böylece, yeni ‘ad-hock/ilave’ teoriler ortaya çıkar.
ortada bir problem var ama hiçbir teori, bu problemi açıklayamıyor. işte bu, bunalım dönemi.
yeni paradigmanın, eskisinin yerini almasıyla bunalım dönemi aşılır. böylece yeni normal bilim kurulur.
iş paradigmanın değişmesiyle kalmıyor yeni paradigmayla birlikte, paradigmaya ilişkin dünyanın kendisi de değişiyor.
bir paradigma değişince dünya değişiyorsa, inançlar da değişiyordur. öyleyse bu, akıl dışıdır. değişen bilgi değil inanç.
örneğin; yaygın anlayışa göre einstein’ın fiziği, newton’un fiziğini de içermektedir. oysa kuhn’a göre içermez. çünkü; gözlem dili aynı değildir. burada wittegenstein’den etkilenmiştir.”
paul feyerabend ise zaten, bilimin bugünkü durumunu, dinlerle aynı kefeye koyuyor ve onun din kadar saldırgan ve dogmatik olduğunu söylüyor.
tanım: mevhum delillerdir.



