Tanrıyı İnsan Bedeninde Yaşatarak Sorgulama Hakkı
Arkadaş kısaca demiş ki: “ey tanrım! sen beni yargılama hakkını kendinde görüyorsun ama, benim yerimde sen olsan daha iyi iş çıkarabilir miydin? ben olsan, sen ne yapardın acaba?”
arkadaşımız farkında olmadan tevhid sırrına epeyce yaklaşmış; ama tersinden yaklaşmış… sol eli ile sağ kulağını göstermiş.
tanrı bizim yerimizde olsaydı daha iyi iş çıkarabilir miydi?
cevap kocaman bir hayırdır.
tanrı bizim yerimizde olsaydı, bizim yaptıklarımızın tıpatıp aynısını yapardı.
niçin biliyor musunuz?
çünkü zaten tanrı bizim yerimizde. kendini bu seviyeye indirgemiş. başkası yok. her şeyi deneyimleyen o. hepimizin gözünden bakan o. zaten o yüzden sürekli, “bir ben varım, bir de dışarda tanrı diye çok güçlü bir varlık var” düşüncesinin yanlış olduğunu daimi olarak söyleyip duruyoruz. emmare bilincinde olanlar bir şey anlamıyor bu sözden. eski hamam eski tas devam ediyorlar.
“ete kemiğe büründüm, yunus diye göründüm”
“yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü”
ne demek bu sözler? yunus emre de fetöcüler gibi bir hoşgörüyü mü savunuyor, yoksa orada çok daha derin bir manaya mı işaret ediyor?
şimdi burada yazılanlardan da çoğu kimse bir şey anlamayacak. anlayanlar da önce ufak bir şok geçirecekler. sonra hayatlarına kaldıkları yerden devam edecekler. zira üstbeyin bilgisi veya malumat, davranış değişikliğine yol açmaz veya kayda değer derecede bir değişikliğe yol açmaz.
asıl marifet, burada verilen bilginin altbeyin ile(yaşantı olarak) idrak edilmesidir. altbeyin titreşim frekansını yükselterek evrenin üst katlarına çıkar ve en sonda ve en özdeki yekpare teklik boyutuna ulaşırsa, işte o zaman gerçekleşir tevhidin yaşantı olarak idrakı. böyle bir kimse tamamen değişime ve dönüşüme uğrar. artık o yaşantıdan sonra, üstün ve güzel ahlaklı, olgun bir insan olarak çıkar karşımıza. (bkz: #137840547)
altbeynin terbiyesi ve yetiştirilmesi, peygamberler ve evliyanın uzmanlık alanıdır. onlara tâbî olmayı ve onların tavsiyeleri doğrultusunda uygulamalar yapmayı gerektirir. zira altbeyin ancak uygulamalar ile dönüşür, değişir ve yetişir. bilginin altbeyin üzerinde bir tesiri yoktur.
yargılama konusuna gelince…o iş sizin sandığınız gibi bir şey değildir elbette. kendini yargılayan yine kendinsin. kendi kendini hesaba çekiyorsun. yanlış yapan bir kimse, doğrusunu idrak ettiğinde eski davranışını yermez mi?
“oku kitabını! hesap görücü olarak bugün sana nefsin yeter!”(isra 14)



