NurMesnevi Kıssaları

Güneş 6

•Güneşi öven, kendini övmüş olur. “iki gözüm de aydındır. çapaklı değil,
ağrımıyor.” demek ister.

• dünyayı aydınlatan, hayat veren güneşi kusurlu görmek, onu kınamak
da: “iki gözüm kördür, karanlıktır, kötüdür.” diye kendini kınamak gibidir.

• âlemde muradına ermiş, mana güneşine haset eden kişiye sen acı, şefkat
göster, onu bağışla.

• bir adam, gözlerden güneşin ışığını gizleyebilir mi? onun her günkü
tazeliğini pörsütüp, soldurabilir mi?

• yahut onun hadsiz, hesapsız nûrunu eksiltmeye ve bulunduğu yüksek
mevkîden onu düşürmeye gücü yeter mi?

• manevî büyüklere haset ederek, onları küçültmek isteyenlerin hasedi,
kendileri için ebedî, sonsuz bir ölüm olmaz mı? bu yüzdendir ki; “her haset edenin hasedi, onun yaptığı iyilikleri, ibadeti yakar.” denmiştir.

• ey hüsameddin, senin manevî üstünlüğün, akılların erebileceği dereceyi
çoktan geçti. akıl senin büyüklüğünü anlamakta âciz kaldı.

• gerçi akıl seni anlamakta âciz kaldı ama, yine de âcizcesine anlatması
gerek.

• çünkü bütünü ile anlaşılamayan bir şey atılıvermez.

• bulutlardan dökülen şiddetli yağmurun hepsini içemezsin ama, içmekten de vazgeçemezsin.

• eğer sırların özünü ortaya dökemiyorsan, hiç olmazsa, özün kabuklarından olsun anlat da, anlayışları, idrakleri tazele.

• sözlerim sana göre kabuklardan ibarettir. ama o kabuklar, başka
anlayışlara göre tamamıyla güzel bir içtir, özdür.

• gökyüzü arşa göre aşağılardadır. fakat şu toprak yığını olan yeryüzüne göre ise çok yükseklerdedir.

• senden sonra “vah zamanında yetişemedik.” diye hasret çekmemeleri için,
ben şimdiden senin iyi huylarını, meziyetlerini, vasıflarını söyleyeyim de, onlar seni tanımaya yol bulsunlar.

• ey hüsameddin, sen hakk’ın nûrusun, hakk yoluna düşenlerin ruhlarını
çeker, hakk’a götürürsün. halk ise, şüphe ve vehim karanlıklarında, zanlar içindedir.

• sendeki o hoş, o ilahî nûru, şu gözsüz, görüşsüz kişilerin sürme gibi
gözlerine çekmelerinin şartı, o nûrun değerini, üstünlüğünü bilmeleri, o nûru yücelemeleridir.

• o nûru, kulağı, gözü keskin, istidadı olan bulur. çünkü o istidat sahibi
fare gibi karanlığa âşık değildir.

• yarasa gibi gözleri zayıf olduğu için, ancak karanlıkta dönüp dolaşabilir.
nasıl olur da iman meş’alesini tavaf edebilir?

• dinin, imanın nûrundan nasip almamış ve karanlıkta kalmış olanlara gizli,
manalı sözler, nükteler tabii bir bağ olur da, o bağdan kurtulup olgun kimsenin hakîkatini göremezler.

• böyle bir kişi, kendi hünerini dokumak, söylemek için gözlerini güneşe
açamaz.

• hurma ağacı gibi göklere yükselemez de, köstebek gibi yerlerde sürünür.
yeri delik deşik eder. yani ancak adî ve maddî meselelere aklı erer.

• bizde insan olarak aklımızı öldüren, çarmıha geren dört vasıf vardır.
onlar da; şehvet, hırs, çok istekte bulunmak, yüksek mevkî peşinde koşmaktır.
(mesnevi’den)

bu da sarabande:

https://www.youtube.com/watch?v=jsad3npdi6q

isnetus 30.11.2019 00:10 ~ 00:34

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu