Rızık 1
Allah’ın rızkımıza kefil olduğunu hep işitiriz ya…bu hakikati bizatihi yaşadım diyebilirim. bir gün yemek yemeği bıraktım, sadece çay içiyorum. bir gün, iki gün, nihayet üç gün geçti. üç günlük açlık müthiş kafa yapıyor. sanki insan dünyayı hafif bir sis perdesinden seyrediyor gibi oluyor. niyetim gidebildiği yere kadar götürmek…
ama izin yok…bir tanıdık geliyor ve bir poşeti masamın üstüne bırakıyor. “sana yemek getirdim” diyor. ben şaşkınım ama belli etmiyorum. arkadaşa teşekkür ediyor ve çay ikram ediyorum ve biraz sohbetten sonra o gidiyor.
poşeti açıyorum… su böreği, sarma ve bir iki şey daha var. bütün bunları doğrudan bir “ikram-ı ilahi” kabul ediyor ve yemeğe yumuluyorum ama birdenbire hepsini yersem sıkıntı olur…
keşke yunus emre’ye olduğu gibi sofra vasıtasız gelseydi, ama o iş bizi aşar, buna da şükür…


